8 ay önce | Okunma Sayısı : 47
Osmanlı erken dönem sivil mimarisinin en özgün ve iyi korunmuş örneklerinden biri olan Cumalıkızık köyü, sonbahar mevsiminde eşsiz doğal güzelliklerle bezeniyor. 2014 yılından bu yana UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan bu tarihi köy, Uludağ’ın eteklerinde 1300’lü yıllara uzanan tarihiyle adeta bir açık hava müzesi görevi görüyor. Köy, sonbahar yapraklarının yarattığı enfes manzaralar eşliğinde her gün binlerce yerli ve yabancı turisti misafir ediyor.
Cumalıkızık, Osmanlı Beyliği’nin kuruluşu sırasında bölgeye yerleşen "Kızık" boylarından biridir ve ismini, köy halkının Cuma namazı için toplandığı merkez olması dolayısıyla almıştır. Köyün en önemli özelliği, özgün mimari dokusunu yüzyıllardır korumasıdır. Köydeki evler genellikle üç katlı, ahşap cumbalı ve renkli cephelere sahip olup, moloz taş, ağaç ve kerpiç gibi doğal malzemelerle inşa edilmiştir. Dar ve taş döşeli sokakları, eğimli araziye uygun, plansız bir yerleşim düzeni sergiler. Köyde bulunan 17. yüzyıldan kalma sembolik Küpeli Ev ve efsanelere konu olan dar "Cin Aralığı" gibi noktalar, köyün tarihi ve bilinmeyen yönlerini merak edenlerin ilgisini çekmektedir.
Cumalıkızık’ın atmosferine ayrı bir güzellik katan detay ise, köy evlerinin önünden adeta bir dere gibi akan kaynak sularıdır. Uludağ’dan gelen bu temiz sular, sokaklarda sürekli akarak hem nostaljik bir hava yaratmakta hem de köyün tarihi dokusunu tamamlamaktadır. Bu geleneksel su akışı, özellikle sonbaharda sarıdan kızıla dönen yapraklarla birleşerek köyü büyüleyici bir doğal stüdyoya dönüştürmektedir.
Köy, sonbahar renklerinin yoğunlaştığı bu dönemde turizm açısından büyük bir yoğunluk yaşıyor. Ziyaretçiler, yöresel ürünlerin satıldığı pazarlardan alışveriş yaparak, meşhur köy kahvaltısının tadına bakıyo. Bursa'nın ve Türkiye'nin en önemli kültürel miraslarından biri olan Cumalıkızık, ziyaretçilerine hem tarihle iç içe olma hem de Uludağ eteklerinin temiz havasını soluma imkanı sunan ender lokasyonlardan biri olarak öne çıkıyor.